| Türk dis politikasi |
| KANADA'DAN
BIR BAKIS Dogu Akdeniz'in uyuyan devi Türkiye uyaniyor. Uzun yillar kendisini disardan izole ettikten sonra Ankara komsulariyla ve dünyayla olan iliskilerinde daha dinamik bir rol almaya basliyor. Bunun ürünleri ancak 21. yüzyilda alinabilecek. Türkiyedeki bu degisimin iç ve dis kaynakli birkaç nedeni var. Dis kaynakli sebeplerin basinda a) Soguk Savas'in bitisinden Türkiyenin büyük kazanç saglamis olmasi geliyor. Özellikle birkaç Orta Asya Türk Cumhuriyeti ülkesinin gelismeye baslamasi Türkiye'nin Iran tarzi dini yönetime alternatif bir laik model olarak önemini arttirdi. NATO'nun Güney kanadinin güvencesi olan Türkiye'nin doguya kayisi zaten zayiflamis olan NATO'nun etkisinde büyük azalma manasina geliyor. Ankara son zamanlarda dis politikasinda temel öge olarak petrol boru hatti ve Türkiye üzerinden petrol ve dogal gaz nakliyesi konularini tutuyor. b) Komsulariyla ilgili sebep. Israil ile isbirligi yapmasi Türkiye'nin Araplara karsi durumunu güçlendirirken Washington'daki etkisini de arttirdi. Türkiye su an Israille 1 milyar dolarlik ticaret iliskisi içinde ve önümüzdeki bir iki yil içinde bunun iki katina çikmasi bekleniyor. Su ihracati Türkiye'nin komsulariyla ticaretinde büyük patlama yaratacak. c) Aralik 1997'de Brüksel'de Türkiye'nin Avrupa Birligi'ne kabulunun reddedilmesi Ankara'da sok etkisi yaratti ama bunun faydasi da oldu. Böylece Avrupalilar'in Türkler'e karsi nasil ayirimcilik yaptigi ortaya çikmis oldu ve Türkiye kendine daha bagimsiz bir yol çizmek zorunda kaldi. Türk imaji ancak kendi çikarlarimizi daha iyi gözettigimiz daha dinamik bir dis politika güdülerek iyilestirilebilir. Iç sebeplere gelince; en önemli etki tabii ki Türk ekonomisindeki dinamizm. Bu globalizasyon çaginda dis politika demek ekonomi ve ticaret demek artik. Ülkelerin güçleri ve etkileri tamamen paralarinin ve ekonomilerinin gücü demek. Enflasyonun haddinden fazla yüksek olmasi sayesinde Türkiye kendine güçlü bir ekonomik pozisyon saglayabiliyor. Türk ekonomisi 1980'den beri fevkalade iyi durumda. Yilda en az 5% büyüme hiziyla düzenli olarak gelisme devam ediyor. Türk is adamlari uluslararasi marketlere girip Orta Dogu'da oldugu gibi Rusya, Balkanlar ve Orta Asya'da da yeni is sahalari ediniyorlar. 62 milyonluk iç pazari ve kisi basina $3000 geliriyle Türkiye Dogu Akdeniz bölgesinde ekonomik dev durumunda. Türkiye'yi takiben bölgede ekonomik olarak güçlü olan ülkeler Israil ve Yunanistan ki Türkiye her ikisinden de 2 kat güçlü durumda. Dünyada Gayri Safi Milli Hasila konusunda su an 16. sirada olan Türkiye ekonomik olarak Kanada'nin üçte biri kadar güçlü ama 21. yüzyilda dünyanin en güçlü 10 ülkesi arasina girecek. Yeni kusak Türk gençligi gelecekten emin. Iyi egitim görmüs ve son bilgilerle donatilmis yeni mezunlar is dünyasinin risklerini göze almaya hazir olarak özel sektörde is ariyorlar. Eski zamanlarin, devlet güvencesi pesinde kosan is aramak adeti kayboldu artik. Türk ordusu hem kuvvetli hem de bölgedeki en tecrübeli güç durumunda.. Etrafindaki dengesiz ve pek dostça olmayan komsulariyla Türkiye'nin savunma harcamalarina çok agirlik vermekten baska çaresi yok. Uluslarasi iliskilerde güçlü bir ordu ve güçlü bir ekonomi en önemli donanimlar çünkü. Türk dis politikasindaki önemli konular Ege denizi üzerindeki Türk Yunan anlasmazligi, Kibris, PKK terörü, Suriye'yle iliskiler, Ermeni meselesi gibi durumlarda yurt disinda pozitif bir görüntü olusturmak. Türkiye Yunanistan'dan ne istiyor? Kisaca 1930'larda Atatürk ve Venizelos tarafindan kurulmus olan ünlü modeli temel alan dostca iliskiler. Ankara Ege'yi yeniden dostluk denizi olarak görmekten çok büyük mutluluk duyacaktir ama Yunanistan Ege'yi bir Yunan gölüne çevirmek istiyor ve bu amaçla kendi deniz sahasini 12 mile çikarmaya çalisiyor. Ankara buna karsi çikiyor ve Yunanistan'in aksine Deniz Yasasi'na imza atmiyor. Türkiye Ege Denizi'ni özel dikkatle ele aliyor ve iki tarafli diyalog üzerine kurulu esit paylasimi istiyor. Ama Atina kendini zayif hissediyor ve iki tarafli konusmalara girmeye cesaret edemiyor. Bu nedenle konuyu Uluslararasi Yargi Mahkemesi gibi batili Yargi organlarina götürerek çözmeye çalisiyor. Ankara da Avrupalilar'in kendilerine olumlu bakmadigini bildiginden buna yanasmiyor. Ankara Yunanistan'i bizim Avrupa Birligi'ne girmemize eski Almanya lideri Kohl ile anlasarak engel olmakla suçluyor. Avrupa Türk Yunan iliskilerinde tarafsiz bir karar veremiyecek derecede fazla Yunan hayrani durumunda. Bu özellikle Kibris durumunda ortaya çikiyor. Avrupa Birligi Esitlik Ilkesine uymamasi nedeniyle su anki birlesmis milletler görüsmelerinin sabotajinda büyük rol oynadi. Avrupa Birligi kendisini Soguk savasta uzun süre desteklemis olan Türkiye'yi degil de yarim milyon Kibrisli Rum'u tercih ediyor. Ankara Kibris konusundaki garantör rolünü çok ciddiye aliyor. Ankara'nin 1974'teki müdahalesi Garantörlük anlasmasinin 4. maddesine dayaniyordu. Bu müdahale ENOSIS'i önledi. ENOSIS süreci 1960'ta kurulan Kibris Cumhuriyeti 1963/64'te Kibris Rumlari'nin Kibris Türkleri'ni zorla devlet disi birakmalariyla baslamisti. Kibris Türkleri'nin istedigi sey iki tarafin esit haklara sahip oldugu bir durum. Egemenlik ve haklar esit olarak paylasilmali. 1960'ta Kibris Cumhuriyeti'ni beraber kuran Kibris Türkleri'nin ezelden beri düsmanca tavir içinde olan Kibris Rumlari'na karsi daha asagi bir statüyü kabul etmeleri beklenemez. Güney Anadolu Projesine Irak ve Suriye kendilerine Dicle ve Firattan yeterince su kalmiyacagini söyleyerek karsi çikiyorlar. Hatay'in da kendisine ait oldugunu savunan Suriye son 14 yildir PKK'yi destekleyip korumustur. Kanada'dan bakilinca Türk dis politikasindaki en önemli konu Türkler'in ve Türkiye'nin yurtdisindaki görüntülerini düzeltmeleridir. Kanadali Türkler hem köklerinden hem de yasamak için seçtikleri bu ülkeden gurur duyuyorlar. Kanada'ya ya kisisel sebeplerle ya da is nedeniyle geldiler ve eski vatanlarindaki sorunlarini buraya tasimiyorlar. Ama diger etnik gruplar Türk karsiti nefret kampanyalari yürütünce sertçe karsi çikiyorlar. Bütün bunlara karsi iki sahada da mücadele verilmesi lazim. Kanada'da buranin vatandaslari olarak varligimizi hem politik hem de sosyal yasamda özellikle de TV radyo, gazeteler ve dergiler araciligi ile haber dünyasinda her bakimdan göstermemiz lazim. Ankara da Türkiye Cumhuriyeti'nin yaptigi bütün iyi seyleri tanitmak için daha çok çaba ve para harcamalidir. Çünkü maalesef batida Türkiye Cumhuriyeti'nin basarilarindan çok Osmanli Imparatorlugu'nun tarihi biliniyor. Prof. Özay Mehmet |