LONDON, ONTARIO'DAN MERHABA |
![]() Gece zelzele haberini aldığımızda evimize bomba düşse bundan kötü etki yapamazdı. Hepimiz şok olduk. Gözyaşları içinde bulabildiğimiz her kanaldan haberleri izlemeye başladık. Elimizde telefon, parmak uçlarımız uyuştu tuşlara basmaktan. Cevap yok. Deprem üssü Gölcük Izmit. Benim doğup büyüdüğüm şehir. Akrabalarım, arkadaşlarım, komşularımız, anılarımız hepsi orada. Ya canım kadar sevdiğim anneanneme, dayımlara bir şey olduysa? Tatile gittiğimde tanışıp aşık olduğum üç yaşındaki kuzenim, sokakta birlikte oynadığım arkadaşlarım, gerisini düşünmek bile istemedim. Sabaha kadar telefonun başında oturduk. Sabah ilk telefonu dayımdan aldık, hayattayız diyordu.Ya diğerleri dedik. Malesef birkaç aile kurtuldu, diğer binaların hepsi çöktü derken sesi titredi. O saate kadar yirmi kişiyi kurtarmış. Bizi büyüten Nurgün teyzemiz evinin altında kalarak ölmüş, seneye görüşmek üzere diyerek ayrıldığım arkadaşlarım yok artık. Babamın doğup büyüdüğü evi ve mahallesi de yerle bir olmuş. Babam dayısının kızını, anneannem bütün yakın arkadaşlarını kaybetmiş. Evimizde buruk bir sevinç yaşandı, hayattaydılar, ama ya ölenler! Evimizde hiç kesilmedi telefon sesleri Türkiye’nin diğer kesimlerinden aile dostlarımız aradı, sizinkiler Gölcük’te değil tatile çıkmışlardı diye bizi teselliye çalışanlar, hele belki bir kere görüp de ismini bile hatırlayamadığımız kişiler bile telefon açtı. Insanın kötü gününde arkadaşlarının yanında olup destek vermesi ne kadar güzel bir duyguymuş. Birden karar verdim, gözya şı döküp, haberleri seyretmekle elimize birşey geçmeyecekti. Nasıl yardım edebilirim diye düşünürken, okulum adına kalp hastaları için yardım topladığım günü hatırladım. Hemen ağabeyim Sarp’la birlikte Red Crossa gittik, anlaşmaları imzaladım, yazılar yazıp, resimler yapıştırdım, alışveriş merkezlerinin yetkili kişilerinden izinler aldım, London Türk öğrenci derneğini arayıp,onlardan destek istedim. Herkes canı gönülden kabul etti, ekip halinde çalışmaya başladık. Gazeteleri ve televizyon kanallarını arayıp benimle reportaj yapmalarını sağladım ve bu sayede sesimizi London halkına duyurduk. Bağışlar başladı, sonra büyüklerimiz kadın, erkek, çocuk bütün London’lu Türkler ekibimize katıldı. Birden hepimiz bir bütün olup, elele verip, çalışmaya basladık. Sabah dokuzdan akşam dokuza kadar her gün ara vermeden yardım topladık. Oniki günde ondörtbin doları geçtik, halen de çalışmaya devam ediyoruz. Ben onbeş yaşındayım. Elimden bu kadar geldi. Dileğim Kanada’da yaşayan bütün Türklerin elele verip bu tür felaketlerde birlikte çalışmaları. Acımız sonsuz. Hepimizin başı sağolsun. Sevgilerimle.Selin Hankal ı, LondonBu sene 10. s ınıfa başlayan ve daha şimdiden Matematik dehası olarak tanınan Selin 199899 döneminde Saunders High Achievers Award’ı alan her ay Waterloo Üniversitesinin yarışmalarına davet ediliyor. |